Mevlana Mesnevisini online okuyun.
Mesneviyi sıralı ve düzenlenmiş halde okuyup arama yapabilirsiniz.
Allah Teâlâ mahşer günü halka "Kıyamet günü için armağanın nerede? Bize yapayalnız, azıksız, âdeta sizi yarattığımız gibi geldiniz? Kendinize gelin! Kıyamet günü için ne hediyeniz var, ne getirdiniz? Yoksa tekrar dönüp geleceğinizi ummuyor muydunuz, size bugünün vâdesi bâtıl mı göründü ki?" der.
2101 - 2800 Beyitler
Davulu var, bayrağı var, ülkesi var. Böyle bir padişaha hazır sofraya oturur diyen köpektir. Gökler, onun ayına kuldur. Doğu da ondan ekmek dilemektedir, batı da. Fermanında "Sen olmasaydın gökleri yaratmazdım" hadîsi yazılı olan zat, bir zattır ki herkes onun nimetlerine, onun rızk taksimine...
1 - 700 Beyitler
Rahman ve Rahim Allah adıyle. Ey Hak ziyâsı Hüsâmeddin, şu üçüncü defteri de meydana çıkar. Bir şeyin üç kere yapılması sünnettir. Üçüncü defterde sır hazinelerini aç, özürleri bir yana at. Senin kuvvetin Tanrı kuvvetinden sızıp gelmekte… Hararetle atan damarlardan değil. Şu aydın güneş çırağı,...
2801 - 3500 Beyitler
Onun nöbetini günde beş defa vuruyorlar. Bu, kıyamete kadar her gün böyle sürüp gidecek! Aklın varsa sana lûtuflarda bulundum. Eşeksen eşeğe de asayı getirdim. Seni bu ahırdan öyle bir çıkarırım ki sopayla başını, kulağını kanlara boyarım! Bu ahırdaki eşekler de senin cefandan aman bulamıyorlar...
701 – 1400 Beyitler
Aşkı meydandadır da maşuku gizli. Zahiri sevgili de, cihanda o gizli maşukun bir imtihanından ibaret. Bunu bırak, surette olan aşklar mutlaka surete ve güzel kadına değildir. İster bu cihanın aşkı olsun ister o cihanın aşkı. Hakikî maşukta suret yoktur. Hakikaten surete âşıksan sevgili ölünce onu...
701 - 1400 Beyitler
Tanrı yakınlığına eriştin de sanat, sanatkârdan ayrı olmaz sanıyorsun ha! Şunu olsun görmez misin? Tanrı velilerinin eriştikleri yakınlıkta yüzlerce keramet, yüzlerce iş güç var. Meselâ demir, Davud’un elinde mum oluyor. Halbuki senin elinde mum, demir kesiliyor! Yaratma ve rızık verme...
701 - 1400 Beyitler
Kulakları sözle meşgul olsun da akılları gülün yüzünü görme havasına kapılmasın. Hele pek aydın olan bu güneşin karşısında her delil hakikatte yol vurucudur. Çalgıcı, Türk beyinin meclisinde şu gazeli okumaya başladı: Gül müsün, süsen mi, yoksa ay mı? Bilmiyorum ki, bu perişan âşıktan ne istersin? Bilmem...

