Mevlana Mesnevisini online okuyun.
Mesneviyi sıralı ve düzenlenmiş halde okuyup arama yapabilirsiniz.
Yoksulluk benim için iftihar edilecek bir şeydir, başıma kakma! Mal ve para başta külâh gibidir. Külâha sığınan keldir. Kıvırcık ve güzel saçları olan kişiye gelince! Külâhı giderse ona daha hoş gelir.
701 - 1400 Beyitler
Diğer emîrler de bir bir katar olup (birbirlerinin ardınca dâvaya kalkışıp keskin kılıçlar çektiler.) Her birinin elinde bir kılıç ve bir tomar vardı; sarhoş filler gibi birbirlerine düştüler. Yüz binlerce Hıristiyan öldü, bu suretle kesik başlardan tepe oldu. Sağdan, soldan sel gibi kanlar aktı....
3501 - 3810 Beyitler
Mucize görür, aydınlanır. Sonradan der ki: O bir hayaldi. Hakikat olsaydı o gördüğüm şaşılacak şey gece gündüz gözümün önünde dururdu. Halbuki o temiz gözlerde mukimdir, hayvan gözüne karin olmaz. O şaşılacak şey, o mucize, bu duygudan utanır çekinir. Tavus kuşu, hiç dar bir kuyuya girer mi? Sakın...
4201 - 4915 Beyitler
Düşüncen şaşırsın, bütün hünerin, işin gücün hayranlıktan ibaret olsun diye Tanrı bu hikmeti halk etti. Acaba sevgilinin vuslatına bu çalışmasıyla mı ererim, yoksa bedeni çalışmam olmaksızın başka bir yoldan mı sevgiliye ulaşırım? Maksadıma bu yoldan erişeceğim demem. Yalnız bakalım, isteğim...
1401 - 2100 Beyitler
Fakat bu yüce ve adalet sahibi Mahmud'un merhametini bilsen sonu hayır olsun, Mahmud olsun dersin. Ey gönlü korkup duran, yoksulluk sana göre Mahmut'tur. Seni yoldan çıkaran tabiatını pek dinleme. Yoksulluğu adam akıllı avlasan o çocuk gibi kıyamete dek ağlarsın. Beden, insanı besleme hususunda...
701 - 1400 Beyitler
Tanrı yakınlığına eriştin de sanat, sanatkârdan ayrı olmaz sanıyorsun ha! Şunu olsun görmez misin? Tanrı velilerinin eriştikleri yakınlıkta yüzlerce keramet, yüzlerce iş güç var. Meselâ demir, Davud’un elinde mum oluyor. Halbuki senin elinde mum, demir kesiliyor! Yaratma ve rızık verme...
701 - 1400 Beyitler
Kulakları sözle meşgul olsun da akılları gülün yüzünü görme havasına kapılmasın. Hele pek aydın olan bu güneşin karşısında her delil hakikatte yol vurucudur. Çalgıcı, Türk beyinin meclisinde şu gazeli okumaya başladı: Gül müsün, süsen mi, yoksa ay mı? Bilmiyorum ki, bu perişan âşıktan ne istersin? Bilmem...

