Mevlana Mesnevisini online okuyun.
Mesneviyi sıralı ve düzenlenmiş halde okuyup arama yapabilirsiniz.
Kendisini kâmil sanan, ululuk sahibi (Zül-Celâl) Allah'ın yolunda uçamaz.
ز آن نمیپرد به سوی ذو الجلال
کاو گمانی میبرد خود را کمال
2801 - 3500 Beyitler
Dünyaya âşık olan kişi, üstüne güneş vurmuş bir duvara âşık olur. Bu parlaklığın, bu ziyanın duvardan olmayıp güneşten olduğunu anlamak için hiç zihnini yormamış ve gönlünü tamamıyla duvara vermiş olan kişiye benzer; güneşin ziyası, güneşe kavuşunca ebediyen mahrum kalır. Ve hîle heynehüm ve beyne mâ...
3501 - 3810 Beyitler
Mucize görür, aydınlanır. Sonradan der ki: O bir hayaldi. Hakikat olsaydı o gördüğüm şaşılacak şey gece gündüz gözümün önünde dururdu. Halbuki o temiz gözlerde mukimdir, hayvan gözüne karin olmaz. O şaşılacak şey, o mucize, bu duygudan utanır çekinir. Tavus kuşu, hiç dar bir kuyuya girer mi? Sakın...
2101 - 2800 Beyitler
"Gözlerinizi sımsıkı yumun" emrini duydun da yine ayağını doğru atmadın. Söz söylemem, mânasız çan çan etmem, ağzından anlayışını alıp götürür. Kulak kuma benzer, anlayışını içiverir! Öbür deliklerinden de aynı bunun gibidir, o gizli anlayış suyunu çeker, emer. Denizden bile, yerine koymamak...
3501 - 4810 Beyitler
Yoksa "Kün" der demez yerler de olurdu, gökler de. Tanrı, buna kadirdi. Hattâ bir emreder etmez yüzlerce yer gök yaratabilirdi. Tanrı bütün kudretiyle beraber insanı, yavaş yavaş ve tam kırk yılda kemal sahibi eder. Bir anda yokluktan elli kişiyi uçurup bu âleme getirmeye kadirdi ama. İsa, bir dua...
701 - 1400 Beyitler
Tanrı yakınlığına eriştin de sanat, sanatkârdan ayrı olmaz sanıyorsun ha! Şunu olsun görmez misin? Tanrı velilerinin eriştikleri yakınlıkta yüzlerce keramet, yüzlerce iş güç var. Meselâ demir, Davud’un elinde mum oluyor. Halbuki senin elinde mum, demir kesiliyor! Yaratma ve rızık verme...
701 - 1400 Beyitler
Kulakları sözle meşgul olsun da akılları gülün yüzünü görme havasına kapılmasın. Hele pek aydın olan bu güneşin karşısında her delil hakikatte yol vurucudur. Çalgıcı, Türk beyinin meclisinde şu gazeli okumaya başladı: Gül müsün, süsen mi, yoksa ay mı? Bilmiyorum ki, bu perişan âşıktan ne istersin? Bilmem...

